  
Darwinistler keratin proteininin, saç ve tırnak gibi birbirinden
tamamen farklı özelliklerde olan yapıları yaşam boyunca
sürekli olarak nasıl oluşturabildiğini ve nasıl hiç hata
yapmadığını düşünmezler.
   Darwinistler,
pürüzsüz ve esneyebilir yapıdaki insan derisi ile sert ve
dayanıklı kemikleri aynı anda oluşturan kolajen isimli bir
proteinin, tesadüfen oluştuğunu iddia ederken, bu proteinin
insanın tam ihtiyacı olacak bölgelerde adeta bilinçli bir
şekilde gerektiği gibi şekillenmekte olduğunu ve kimi yerlerde
deriyi kimi yerlerde ise kemiği oluşturabildiğini düşünmezler.
  
Darwinistler, proteinlerin, tüm canlılığın bilgisini
taşıyan DNA molekülünün kopyalanması ve bilgi üretmesi,
hücre bölünmesini sağlaması gibi hayati işlemleri nasıl
bilmekte olduğunu düşünmezler.
  
Darwinistler, tesadüfen oluştuğunu iddia ettikleri şuura
ve akla sahip olmayan proteinlerin, ekipler halinde çalışarak
hücrenin tüm kimyasal parçalarını inşa ettiklerini, aynı
zamanda gerektiğinde parçaladıklarını ve bu küçük parçaları
kullanarak hücrenin kullanacağı basit bileşiklere ayırdıklarını
düşünmezler.
   Darwinistler,
görme işleminde yer alan sayısız proteinin tümünün görevini
yapabilmesi için en uygun moleküler yapıya sahip olmaları
gerektiğini ve bunun asla tesadüfen gerçekleşemeyeceğini
düşünmezler.
TEK BiR PROTEİN BİLE
TESADÜFLERLE OLUŞMAZ
Proteinler hem canlı hücrelerinin
yapıtaşlarını oluşturan hem de hücre içinde çok
çeşitli görevler üstlenen kompleks moleküllerdir.
Bunlar, "amino asit" adı verilen moleküllerin
belli sayılarda ve çeşitlerde özel bir sırayla dizilmelerinden
oluşurlar. Bu, öyle hassas bir dizilimdir ki, tek
bir amino asitin bile eksilmesi veya yerinin değişmesi
o proteini işe yaramaz hale getirir. Dolayısıyla
her amino asit, tam gereken yerde, tam gereken sırada
yer almalıdır. Böyle bir dizilimin ise tesadüfen
ortaya çıkma ihtimali bulunmamaktadır.
Ortalama bir protein molekülünün tesadüflerle ortaya
çıkma ihtimali 10 üzeri 950’de 1’dir. (Bu sayı pratikte
“0 ihtimal” anlamına gelir.) Böylece matematikçiler
Darwinizm’e en büyük darbelerden birini vurmuşlardır.
|
|
10950
=
100.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.
000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.
000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.
000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.
000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.
000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.
000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.
000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.
000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.
000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.
000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.
000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.
000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.
000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.
000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.
000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.
000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000000.
|
|
  
Darwinistler, retinanın koni hücrelerindeki moleküllerin
bir araya gelerek renkli görmeyi sağlayan proteinleri nasıl
oluşturabildiklerini, bu proteinlerin nasıl olup da milyonlarca
yıldır yaşayan insanlarda aynı yapıya sahip olduğunu ve
eksiksiz şekilde görevlerini yerine getirdiklerini düşünmezler.
  
Darwinistler, moleküllerin tesadüfen bir araya
geldiğini iddia ederken, gözü ultraviyole ışınlarının zararlı
etkilerinden koruyan melanin proteinini nasıl oluşturabildiklerini
düşünmezler.
   Darwinistler,
proteinlerin, doğada bulunan 200'den fazla amino asit arasından
yalnızca 20 tanesinden oluşmakta olduğunu ve böyle bilinçli
bir ayırıma hiçbir şekilde açıklama getirememiş olduklarını
düşünmezler.
  
Darwinistler, canlı yapılarda nasıl tek bir tane
bile sağ elli amino asit bulunmadığını, böyle bilinçli bir
ayırımın nasıl meydana gelebildiğini düşünmezler.
   Darwinistler,
proteinlerin oluşabilmesi için, doğadaki 200'den fazla amino
asit çeşidi arasından 20 tanesinin doğru olarak seçilmesi,
her birinin sol-elli olması ve doğru dizilimde bulunmaları
gibi birkaç aşamalı bilinçli seçilimin nasıl meydana geldiğini
düşünmezler.

  
Darwinistler, proteinlerin sadece sol-elli amino asitlerden
oluşması ihtimalinin 10210'da 1 olduğunu, böylesine büyük
bir sayının "sıfır" ihtimale denk geldiğini ve
dolayısıyla tesadüfen gerçekleşmesinin imkansız olduğunu
düşünmezler.
   Darwinistler,
görme ya da işitme kabiliyetleri olmayan, şuursuz atomların
bir araya gelmesiyle oluşan amino asitlerin, nasıl canlılar
için son derece gerekli olan, mükemmel yapılara sahip proteinleri
oluşturabildiklerini düşünmezler.
   Darwinistler,
tesadüfen oluştuğunu iddia ettikleri amino asitlerin, nasıl
her protein için farklı bir dizilimde sıralanmayı bildiğini
ve bu dizilimleri nasıl hatasız biçimde oluşturduğunu düşünmezler.
   Darwinistler,
son derece küçük olan protein molekülünün içindeki atomların,
nasıl bir plan ve tasarıma uygun olarak dizilmekte ve sonra
nasıl yine bu plan ve tasarıma uygun olarak bükülüp kıvrılmakta
olduklarını, bu özel yapının her protein için ayrı ayrı
belirlenmiş olduğunu düşünmezler.
   Darwinistler
kör tesadüfler sonucu oluştuğunu iddia ettikleri sinir hücresinin,
neden kokuyu elektrik sinyaline dönüştürme ihtiyacı duyduğunu
düşünmezler.
   Darwinistler,
tesadüflerle geliştiğini iddia ettikleri beynin, hiçbir
sinir birbirine karışmadan, hiçbir aksaklık olmadan nasıl
işlemeyi başardığını düşünmezler.
   Darwinistler,
rastgele hareket ettiğini iddia ettikleri atomun gözyaşı
bezini nasıl oluşturduğunu düşünmezler.
   Darwinistler
bilinçsiz süreçlerle oluştuğunu iddia ettikleri kaşın uzadıktan
sonra bilinçli şekilde durma kararını nasıl aldığını düşünmezler.
   Darwinistler, tesadüfen oluştuğunu iddia ettikleri kirpiklerin, belli bir boydan sonra adeta bilinçli şekilde uzamayı durdurduğunu, buna rağmen saçın ise hangi bilinçle uzamaya devam ettiğini düşünmezler.
   Darwinistler,
vücutta demir oranı yükseldiğinde vücudun demir üretimini
durdurmaya nasıl karar verdiğini, nasıl bilinçli davranabildiğini
ve bu bilinci evrim teorisinin hiçbir şekilde açıklayamadığını
düşünmezler.

   Darwinistler,
çamurlu bir suyun içinde tesadüfen oluştuğunu iddia ettikleri
proteinin nasıl meydana geldiğini, ikincisinin de oluşarak
nasıl onunla birleştiğini, üçüncünün de bunlara nasıl eklendiğini
ve bu imkansız sistemin bu şekilde nasıl devam ettiğini
ve en sonunda tüm bunların bir araya gelerek tesadüfen bir
hücre haline gelip canlanmasının mümkün olmadığını düşünmezler.
   Darwinistler,
tamamen bilinçsiz süreçlerle oluştuğunu iddia ettikleri
hücrenin içinde nasıl çekirdek oluştuğunu, oluşsa bile bunun
nasıl canlandığını açıklayamadıklarını düşünmezler.
  
Darwinistler, tesadüfen oluştuğunu iddia ettikleri bir bedenin
neden beyne, göze, kemik sistemine, eklemlere ihtiyaç duyduğunu,
hücre çekirdeğine, mitokondriye, DNA'ya nasıl sahip olduğunu
düşünmezler.
   Darwinistler,
akçaağaç gibi bazı ağaç türlerinin sıcakta saatte yaklaşık
265 litre su kaybettikleri halde susuz kalmayacakları, olağanüstü
bir kök sistemine nasıl sahip olduklarını, böyle bir sistemin
kör tesadüflerin eseri olamayacağını düşünmezler.
   Darwinistler,
diatom olarak adlandırılan tek hücreli, mikroskobik yosunların
usta birer mimar gibi denizde kendilerine camın yapı taşı
olan silikadan evler inşa etmelerindeki hayranlık uyandırıcı
şuuru, ve söz konusu yeteneği gözle göremeyeceğimiz bu canlılara
ancak sonsuz kudret sahibi Allah'ın öğretmiş olabileceğini
düşünmezler.
 |
Resimlere
baktığınızda ilk anda belki toprak yığını
olarak düşüneceğiniz bu yapılar, havalandırma
sistemli, özenle düzenlenmiş bölümleri olan
hatta içinde tarım alanları bulunan termit
şehirleridir. Kendi boyutlarına göre gökdelen
olarak nitelendirilebilecek bu yapıları
inşa edenler 1-2 cm boyutlarında böcekler
olan termitlerdir.
|
 |
|
   Darwinistler,
1-2 cm. boyundaki kör termitlerin nasıl 4-5 metreye varan,
bazen birkaç tanesi bir arada bulunan minyatür şehirler
inşa ettiklerini, nasıl bu kadar üstün bir bilinç düzeyi
gösterdiklerini düşünmezler.
   Darwinistler, doğal aşamalarla tesadüfen oluştuğunu iddia ettikleri şuursuz termitlerin kolonilerinde bulunan kusursuz havalandırma sistemlerini, ihtiyaca göre düzenlenmiş bölümleri (çocuk odaları, kuluçka odası, kraliçe odası vs.) ya da tarım alanlarını nasıl inşa ettiklerini düşünmezler.
   Darwinistler, milyonlarcasının bir arada yaşadığı termit kolonilerindeki oturmuş düzenin nasıl kurulduğunu, her termitin ne yapacağını nasıl bildiğini, nasıl sürekli bir yardımlaşma içinde olduklarını ve bunu hiçbir Darwinist mekanizmanın gerçekleştiremeyeceğini düşünmezler.
   Darwinistler
termitlerin kolonilerinde birden fazla kral ve kraliçe adayının
olmasının yuvadaki disiplinin bozulmasına ve koloni içinde
karmaşa doğmasına neden olacağını nereden bildikleri ve
nasıl yuvada sadece bir tane kral ve kraliçe bulunması için
geniş çaplı önlemler aldıkları üzerinde düşünmezler.
   Darwinistler
damar dokularını anlatan ve içinde bol bol Latince terimlerin
bulunduğu konuşmalar yapabilir, kitaplar yazabilirler ancak
bu hücrelerin nasıl bir düzen içinde bir araya geldikleri
sorusunun cevabını hiçbir zaman veremez ve bu konuyu düşünmezler.

|