  
Darwinistler, insan burnunda 1000 civarında değişik koku reseptörü
olduğunu, insanın bu 1000 değişik reseptörün kombinasyonlarıyla
10.000'den fazla farklı kokuyu aygılayabildiğini, bunun da
burundaki muhteşem yapıdaki koku alma sistemiyle gerçekleştiğini
düşünmezler.
  
Darwinistler, insan derisindeki alıcıların belirli
bir süre sonra beyne, cilde temas eden madde ile ilgili sinyalleri
göndermeyi durdurması ile insan cildinin kendisiyle temas
halinde olan maddeye karşı alışkanlık kazandığını ve onunla
ilgili his sinyallerini zamanla iletmemeye başladığını, bunun
da insan için ne kadar önemli bir nimet olduğunu düşünmezler.
  
Darwinistler, mikro canlıların Allah'ın yaratmasındaki üstün akıl, sanat ve kudreti nasıl yansıttığını, şuursuz tesadüflerle açıklamaya çalıştıkça nasıl büyük bir çıkmaza düştüklerini düşünmezler.
  
Darwinistler tek bir cümleyi okumanın sadece birkaç
saniye sürdüğünü oysa insan vücudundaki enzimlerden sadece
bir tanesini görevini yapmasa, bu cümleyi okumanın 1500 yıl
süreceğini düşünmezler.
  
Enzimler, hücreleri hareketlendirip reaksiyonları başlatmak
ve hızlandırmakla görevlidirler ve bir enzim bir reaksiyonu
1010 defa yani 10 milyar kere hızlandırabilir. Darwinistler
eğer enzimlerin kendi görevlerini yerine getirmeseler, siz
bu cümleyi okuyana kadar sizi yaşatan pek çok reaksiyonun
da devreye girmeyi bekleyeceğini ve birbirinden habersiz ve
hareketsiz hücrelerin teker teker ölmeye başlayacaklarını
düşünmezler.

  
Darwinistler sinir uyarılarının saniyede yaklaşık
9 kilometre gibi bir hızla vücudumuzda ilerlediğini ve böylelikle
birçok tehlikeden korunmuş olduğumuzu düşünmezler.
  
Darwinistler, 1 litre kanda 1 gramın milyonda birinden daha az sayıda hormon bulunduğunu ve bu kadar az miktarda bulunmalarına rağmen hormonların vücudumuzun tüm hayati fonksiyonlarında yer aldıklarını düşünmezler.
  
Darwinistler, kalbimizin her gün vücudumuzda 19.308
km boyunca 36 milyar litre kan pompaladığını düşünmezler.
   
Darwinistler, kanın, günde yaklaşık olarak 300 kere böbreklerden
geçtiğini düşünmezler.
  
Darwinistler, okuduğumuz her saniyede, retinamızın
tıpkı bir bilgisayar gibi 10.000.000.000 (10 milyar) hesaplama
gerçekleştirdiğini düşünmezler.

  
Darwinistler vücudumuzun yaklaşık 5.6 litre kana sahip olduğunu,
bu 5.6 litre kanın her dakika tam 3 kere vücudumuz boyunca
dolaştığını bir günde yaklaşık 19.000 km yol aldığını düşünmezler.
   Darwinistler
göz kırpmayı sağlayan kasın vücuttaki en hızlı kas olduğunu,
bu kasın saniyede gözümüzü 5 kere kırpmamızı sağladığını bu
sayede günde yaklaşık 15.000 kere göz kırptığımızı düşünmezler.
   Darwinistler
ortalama ağırlıktaki bir vücudun her yanını kaplayan damarların
içinde mutlaka 5 litre kanın dolaşması gerektiğini, bu miktarın
bir kısmı, örneğin bir litrelik bölümü eksilirse geri kalan
kanı hareket ettirmenin zorlaşacağını, eğer kan, damarları
dolduramazsa bu durumda ince damarlar birbirlerine yapışıp,
kan dolaşımı durup ve hücrelerin hızla ölmeye başlayacağını,
hücrelerin oksijensizliğe dayanma sürelerinin ise sadece bir-iki
dakika kadar olduğunu düşünmezler.
   Darwinistler,
DNA'da herhangi bir basamaktaki, örneğin 1 milyar 719 milyon
348 bin 632'nci basamaktaki bir harfin yanlış kodlanması gibi
bir hatanın bile, hücre için, dolayısıyla insan için korkunç
sonuçlara yol açabileceğini dolayısıyla bu kodlamanın tesadüflerle
açıklanmasının imkansız olduğunu düşünmezler.

   Darwinistler,
ortamda bütün gerekli nükleotidlerin bulunduğunu, bunların
aralarında bağlanması için gereken bütün kompleks moleküllerin
ve bağlayıcı enzimlerin hepsinin hazır olduğunu farz etsek
bile, bu nükleotidlerin istenen sırada dizilmesi ihtimalinin
4 üzeri 1000'de 1, diğer bir ifadeyle, 10 üzeri 600'de 1 ihtimal
olduğunu düşünmezler.
   Darwinistler,
son derece kompleks bir işlem olan fotosentez işleminin rastlantılar
sonucu gelişemeyeceğini, bir hücre tarafından sonradan öğrenilemeyeceğini,
yeryüzünde yaşayan ilk bitki hücrelerinin fotosentez yapmak
için özel olarak tasarlanmış olduklarını, yani bitkileri,
fotosentez yeteneğiyle birlikte Yüce Allah’ın yaratmış olduğunu
düşünmezler.
   Darwinistler,
değil milyonlarca basamaktan oluşan DNA molekülünün, DNA'yı
oluşturan 200.000 genden tek bir tanesinin bile tesadüfen
oluşabilme ihtimalinin imkânsız olduğunu ve bilimin bunu ispat
ettiğini düşünmezler.
   Darwinistler, hücrenin içinde; enerjiyi üreten santraller; yaşam için zorunlu olan enzim ve hormonları üreten fabrikalar; üretilecek bütün ürünlerle ilgili bilgilerin kayıtlı bulunduğu bir bilgi bankası; bir bölgeden diğerine hammaddeleri ve ürünleri nakleden kompleks taşıma sistemleri, boru hatları; dışarıdan gelen hammaddeleri işe yarayacak parçalara ayrıştıran gelişmiş laboratuvar ve rafineriler olmadan çalışamayacağını, dolayısıyla hücrenin tesadüflere yer vermeyecek mükemmellikte bir yaratılış harikası olduğunu düşünmezler.
   Darwinistler, bütün ömrünü su içinde geçirmesine rağmen sudaki havayı kullanamayan su örümceğinin, yaşayabilmek için su yüzüne çıkıp sonra tekrar ani suya dalışlarında, ayaklarına ve vücudunun çeşitli yerlerine asılı kalan irili ufaklı hava kabarcıklarını kullandığını düşünmezler.
   Darwinistler, tüm kurbağaların büyük gözlere ve göz kapaklarına sahip olduklarını ve bir çoğunun da gözlerini yağlayacak ve temizleyecek özel bir zara sahip olduğunu ve ayrıca karadayken suyu kolay bulmalarını sağlayacak, mavi ışığa duyarlı göz yapıları olduğunu, bunun ise tesadüflerle gerçekleşmesinin imkansız olduğunu hiç düşünmezler.


   Darwinistler,
Olta Balığının avlanmak için kullandığı, kafasından çıkan
uzantıyı kendi kendine var edecek bir yeteneğe sahip olmadığını
ve böyle bir olayın tesadüfen meydana gelemeyeceğini ve balığın
hayatını devam ettirebilmesi için bu oltanın var olması gerektiğini
düşünmezler.
  
Darwinistler, her yeri buzlarla kaplı bir ortam olan
kutuplarda yaşayan penguenlerin -40 dereceye düşen soğuk ve
hızı 100 km.’yi bulan kutup fırtınaları içinde 4 ay boyunca
hiçbir şey yemeden kuluçkaya yatmalarındaki olağanüstü fedakarlığı
düşünmezler.
   Darwinistler,
evrendeki çok sayıda irili ufaklı gezegenin her birinin uzaydaki
konumlarının ve hareketlerinin sayısız detaylarıyla özel olarak
ayarlanmış olduğunu, sadece gezegenlerin konumlarındaki milimetrik
bir değişimin bile evrendeki iç içe geçmiş bütün dengeleri
altüst edebileceğini düşünmezler.
   Darwinistler,
Ay ile Dünya arasındaki mesafenin, Dünya'daki hayatın devamı
ve birçok yaşamsal dengenin sağlanması açısından son derece
önemli olduğunu ve bu mesafedeki en küçük bir farklılığın
bile hayati olumsuzluklara sebebiyet vereceğini düşünmezler.
  
Darwinistler, işçi arıların kendi can güvenliklerini düşünmeden hayatları pahasına içinde yaşadıkları topluluktaki diğer arıların güvenliğini sağlamak için iğnelerini düşmanlarına batırarak ölümü göze almalarını tesadüflerle açıklamanın imkânsızlığını düşünmezler
  
Darwinistler, sivri ve keskin dişleriyle avlarını
yakaladıklarında parçalayan timsahların nasıl yavrularına
en ufak bir zarar vermeden ağızlarındaki koruyucu kesede taşıdıklarını
düşünmezler.
  
Darwinistler, milimetrenin 1/3000’i kalınlığındaki yusufçuk
böceğinin kanatlarının bu denli ince olmasına rağmen nasıl
uçarken yırtılmadığı ve mükemmel bir siteme sahip olduğu üzerinde
düşünmezler.
  
Darwinistler, şuursuz atomlar ve tesadüflerin oluşturduğunu
iddia ettikleri ateşböceklerinin yüzde yüzlük bir verimle
nasıl ışık ürettiklerini düşünmezler.
  
Darwinistler, vücudunda üstün bir kimya uzmanı gibi düşmanları
için 100 derecelik kimyasal bir silah oluşturan bombardıman
böceğinin bu yakıcı madde ile nasıl kendi vücuduna zarar vermediğini
düşünmezler.
  
Darwinistler, parmak ucunda kalkma hareketi yapılırken
dokulara, damarlara ve kaslara hiçbir zarar vermeden hidrolik
bir kriko görevi gören ayakların tesadüfen oluşamayacağını
düşünmezler.

|